Ana içeriğe atla

İş Hayatında Toplantılar. Toplantılarımız...


Merhaba arkadaşlar, 

İş hayatının vazgeçilmez konularından biri toplantılardır. Bitmek bilmeyen, bir anda nereden çıktığı belli olmayan, nerede yapılacağını uzman bir dedektif edası ile keşfettiğiniz, çoğunlukla son anda davet edildiğiniz ya da hiç davet edilmeyip sonradan apar topar çağrıldığınız toplantılar. Toplantılarımız... İş hayatının kanayan yaraları... :)

Herkes, net olmayan hususların netleştirilmesi, farklı birimlerle paylaşımların efektif bir şekilde sağlanması ve alınacak kararların ortak inisiyatifle alınması için toplantı yapılması gerektiğini bilir. Hatta bunu bilmekle kalmaz, bu toplantıların bir de toplantı tutanağı ile taçlandırılması gerektiğini, bu tutanakların toplantı katılımcıları tarafından okuyup onaylanması gerektiğini, toplantılarda neler yapılması, neler yapılmaması gerektiğini de bilir. Ama çoğunlukla yapmaz.

Fazla detaylarına girmeden iş hayatında toplantı kavramına kısa bir bakış atalım...

Amaç ne?

İş hayatında yapılan her şeyin -ulvi- bir amacı olduğu gibi :) toplantıların da bir amacı olmalıdır. Toplantıya katılan herkes, hatta katılmayıp sadece bilgilendirme yapılan herkes, toplantıda ne konuşulacağından, toplantıda ne kararlar alınması beklendiğinden, bu toplantının neden yapıldığından haberdar olmalıdır.

Hazırlık yapılmasa da olur mu?

Olmaz. Özellikle toplantı konu ile direkt alakalı olan kişilerin, toplantı ekindeki dokümanları incelemesi, bu dokümanlara ilişkin varsa (ki genelde olmaz) sorularını hazırlaması, hatta muğlak alanlar varsa bunlar için tüm toplantı katılımcılarını da bilgide tutarak toplantı sahibine iletmesi ve gerekiyorsa toplantının ertelenmesini talep etmesi gerekmektedir.

Toplantıda karar alabilecek kişilerin olması gerekli midir?

E yani. Bir zahmet, toplantıya davet edilen kişilerin, toplantı konusu ile direkt ilgili olmasını ve bu konuda inisiyatif alabilecek kapasitede olmasını sağlamak toplantı davetini gönderen kişinin sorumluluğundadır. Tabi ki, katılımcılar da, davet edilen kişilere bakıp, şu şu kişi de davet edilmelidir diyebilir. Yoksa, kendi kendinize sevimli bir kutlama havasında geçen toplantı, haftaya tekrar buluşmak üzere sona erer. :)

Toplantıya olabildiğince az kişi çağırmak;

Kalabalık toplantılar katılımcıların aynı anda toplanması açısından zorluklar barındırır. Ek olarak kalabalık toplantılarda toplantının ekseninin kayması çok olağan rastlanan bir durumdur. Analizlerdeki eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlayan toplantıda bir anda kendinizi çaylarla birlikte getirilen şekerlerin git gide ufaldığını tartışırken, hatta bu soruna çözüm üretirken bulabilirsiniz. :)

Mümkün olan en küçük masalar;

Yanlış duymadınız. Yapılan bir araştırmada, küçük masalarda yapılan toplantıların büyük masalarda yapılan toplantılardan %12,5 oranında daha verimli geçtiği belirtilmiş olup, gelişmiş ülkelerdeki mobilya üreticileri bu konuda hemen çalışmalara başlamıştır. Şaka şaka :) böyle bir araştırma yok tabi, ama belki de vardır, araştırmadım. Ama tecrübelere dayanarak şunu söyleyebiliriz, küçük masalarda herkese yumruk atmak daha kolaydır. :))

Acele acele hemen konuşup bitirelim;

Toplantılarda acele etmek iyidir. Haftada ortalama 10 saatini toplantılarda geçiren bir kişi, yılda 520 saat, yaklaşık iş hayatı boyunca da 15600 saatini toplantıda geçirir. Bu da 1,78 yıl demektir. gerçekten uzun bir süre. Ancak, acele ederken, toplantının amacından şaşmak ve konuşulması gereken, karara bağlanması gereken konuları es geçmek, haftaya bir toplantı daha yapmanıza neden olacaktır. Gitti 1 saat daha. :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çalışan Görüşleri

Çalışanların çalıştıkları kurum hakkındaki düşünceleri, o şirket hakkında değerlendirme yapabilmek için önemli bir veridir. Bu konu iki farklı açıdan değerlendirilebilir. Birincisi şirkete kendini değerlendirme fırsatı verir. Kanaatimce şirket hedefleriyle aynı yöne bakmayan çalışanların şirkete zararı faydasından çoktur. Özellikle olumsuz fikirleri olan çalışanlar şirket için potansiyel bir tehlikedir. Kanser hücresi gibi yayılır ve olumsuz fikirleriyle diğer çalışma arkadaşlarını da zehirlerler. Şirket bu durumları tespit etmeli, doğru teşhisleri koyarak gerekli aksiyonları almalıdır. Zira çalışanlar şirketlerin en önemli kaynağıdır. Genellikle çalışanların olumsuz düşüncelere sahip olması ve aidiyet duygusunu kaybetmesi şirket uygulamalarından ve İnsan Kaynakları politikalarından kaynaklanıyor. Şirket yaptığı uygulamaların etkisini iyi hesaplamalı ve çalışanlarına iyi anlatabilmelidir. Aksi takdirde tabiri caizse kendi ayağına sıkmaktan başka bir şey yapmıyor olacaktır. Bu konu ş...

PAF Takımı : Kendini Her Zaman Genç Hisseden Bir Ekibin İş Hayatındaki Tecrübeleri

PAF Takımı farklı ekiplerde liderlik yapan 6 arkadaşın kurduğu bir ekiptir. Öğle yemek aralarında beraber olan ekip, sanal ortamda da bir araya gelerek aralarında sıkı bir bağ oluşturmuş, çoğu zaman geyiğe sarsa da, kimi zaman iş dünyası hakkında kimi zaman siyasette ateşli tartışmalar yaşamışlardır. Ortalama 10 yıllık bir tecrübeye sahip olan bu dinamik ekibin enerjisini bir yerde toplamak için fikirler ortaya atılmış ve nihayetinde bir blog açarak iş dünyası hakkında yazılar yazmaya karar vermişlerdir. Grubun ismi en güçlü oldukları konular olan proje, analiz ve finansın baş harflerinin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş ve "İş dünyasının yardımcı kuvveti" sloganı ile de kendilerine bir vizyon çizmişlerdir. Amaçları amatör ruhlarını kaybetmeden bir takım olarak tecrübelerini gelecek nesillere aktarmaktır.  Fatih Yıldız Hilmi İltar Emre Cavlı Ömer Kaya Rıdvan Hekim Cumhur Salih

GAP Analizi Nasıl Yapılmaz? - 1

Bu yazımda, belki de çok uzarsa bundan sonraki birkaç yazımda, GAP Analizinin nasıl yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalışacağım. Öncelikle GAP Analizi nedir kısaca anlatayım. GAP analizi, diğer adıyla FARK analizi, iki sistem arasındaki farklılıkları ortaya koymak için yapılan bir dizi çalışmadır. Örnek vermek gerekirse, şirketiniz bir paket program kullanıyor ve sistemin şirketiniz için artık yeterli olmadığına karar veriliyor. Uzun firma araştırmaları, PoC’ ler, demolar, teknik değerlendirmeler, fiyat teklifleri vs. sonunda bir tedarikçinin sistemi üzerinde karar kılınıyor. Bitti sanıyorsunuz ama her şey yeni başlıyor. Yaptığınız o PoC’ ler, Demo’ larla aday paketi tanıdığınızı mı sandınız? Tabi ki hayır.