Ana içeriğe atla

Hadi İnovasyon Yapalım!

Birçok şirket bulunduğu sektörde popüler olan kavramları uygulamayı heves eder. Şirketin yapısı buna ne kadar uygun, gerçekten öncelikli mi diye sağlam bir analiz yapılmaz, ciddi kaynaklar harcanır ve başarılı olunsa dahi ne kadar fayda getireceği çoğu zaman öngörülemez. Genellikle üst yönetimi ikna edebilen, fark yaratmak isteyen bazı yöneticilerin etkisi ile bu işlere başlanır. Ancak deneyimlerimden gördüğüm kadarıyla aslında başarısız olan bir çok proje yönetime başarı hikayesi olarak pazarlanır. Projeler kırpılır, kapsamlar daraltılır, hedeflenen süreler uzar, maliyetler artar sonuçta ortaya hedeflenenden başka bir şey çıkar ve bu pazarlanır. İşin bu kısmı da ayrı bir beceri olsa gerek.

İnovasyon'nun da böyle kavramlardan biri olduğunu düşünüyorum. İnovasyon bir kültürdür, hadi inovasyon yapalım diyerek yapılacak bir şey değildir. Elbette rekabet edebilmek için gereklidir ancak bu kültürü oluşturmadan, bir çok konvansiyonel alanda sektörün gerisinde kalıp, inovasyon ile sektörün önüne geçeceğine inanmak en iyi ifade ile hayalciliktir. Bununla birlikte inovasyon genellikle operasyonel iyileştirme ile karıştırılmaktadır. Büyük bir hevesle inovasyon hamlesi başlatan bir şirketin inovasyon diye operasyon iyileştirme yaptığına çoğu kez şahit olmuşumdur. 

Bu noktada Dr. Melih Bulu'nun bu iki kavramı karşılaştırdığı aşağıdaki yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Faydalı olmasını temenni ederim.

İnovasyon mu Operasyonel Verimlilik mi?


Rekabetçi bir şirkete sahip olmak günümüz şartlarında artık en önemli var olma ihtiyacı haline gelmiştir. Eğer rakiplerinize göre rekabetçiliğinizi kaybediyor ve geride kalıyorsanız hızla iflasın eşiğine gelebilirsiniz.

Şirketinizi bulunduğu duruma getirmek için harcanılan onca emek kısa bir sürede hızla ellerinizin arasından kayıp gidebilir. Tabii yarışta gerilere düşmemek yeterli değil; daha ileri de gitmek lazım. İşte bunun için rakip şirketlere göre rekabetçilik seviyenizi daha da arttırmalısınız.

Rekabetçiliğinizi artırmanın iki temel bileşini vardır. Bunlar inovasyon yaparak rakiplerinize göre farklılık oluşturmak ve/veya yaptığınız işi rakiplerinize göre daha verimli ve etkin yapabilmektir. İnovasyon konusu bugün oldukça popüler hale gelmiş ve gündeme oturmuştur. Üzerine birçok yazı yazılıp, toplantılar düzenlenmektedir. Bununla birlikte üzerinde çok çalışılması gereken bir olgudur. Ve çok çalışıp kaynak harcamanıza rağmen bir sonuç elde edememek de mümkündür. Çünkü inovasyon süreci kesikli bir süreçtir; yani herhangi bir konuda çok çaba sarf ediyor olmanız o alanda inovasyon yapabileceğinizi garantilemez! O sebeple inovasyon yaparak rekabet avantajı elde etmek riskli bir süreçtir.

Günümüzde inovasyon yapmak için ciddi kaynak harcayıp bir çıktı alamayan birçok teşebbüs olmaktadır. İşin daha ilginç tarafı büyük firmaların ciddi kaynaklar ayırarak bulmaya çalıştıkları şeyi, bir girişimci evinde çok az bir kaynakla bulabilmektedir. O sebeple inovasyon yaparak rekabetçi olmaya çalışacak firmaların, inovasyon sürecinin risklerini iyi değerlendirmeleri çok önemlidir.

Rekabetçi olabilmenin daha kolay ve risksiz bir yolu daha vardır: Operasyonel Verimlilik!
Operasyonel verimliliği sağlamak artık günümüz şirketler dünyasında büyük oranda çözülmüş bir problemdir. Örgüt yapısının oluşturulması, buna bağlı olarak insan kaynaklarının seçimi, geliştirilmesi ve motivasyonu, bilgi ve malzeme akışının planlanması gibi konular operasyonel verimlilik için üzerinde çalışılması gereken önemli değişkenlerdir. Bu değişkenlerin, şirketin büyüklüğü, ürettiği ürün, pazarının özellikleri gibi kıstaslara göre en uygun hale getirilerek operasyonel verimliliğin artırılması, şirkete rakipleri karşısında ciddi bir rekabet gücü getirecektir. Örneğin, iki binli yılların sonunda şirketlerde ciddi olarak kullanılmaya başlayan bilgisayarların birbirlerine bağlanarak ağ yapıların oluşması ile şirketlerde operasyonel verimliliğinin artırılması konusunda belki de en önemli araçlardan birisi elde edilmiştir. Özellikle Kurumsal Kaynak Planlama yazılımlarının şirketlerin adeta sinir sistemi haline gelmesi, bunu kullanmaya başlayan örgütler rakiplerine göre önemli bir avantaj sağlamıştır. Üretilen ürünlerin kalitesi artmış, maliyetleri düşmüş ve üretim hızı yükselmiştir. Yani Kurumsal Kaynak Planlama programı kullanan şirketler operasyonel verimlilik alanında ciddi bir avantaj elde etmektedirler. Sonuç olarak şirketinizin rekabetçi olabilmesi inovasyon yapabilmesi ve/veya operasyonel verimliliğini artırabilmesinden geçiyor.

İnovasyon yapma seçeneği sonuç elde etme garantisi olmadığı için daha riskli bir yol. Ama operasyonel verimliliğe yatırım yaparsanız, mutlaka karşılığını alacaksınızdır. Bu kapsamda benim önerim, önce operasyonel verimliliği artırarak rekabetçi pozisyonu korumak ama bu arada da inovasyon yapabilmenin yollarını da denemektir."

"İnovasyon süreci kesikli bir süreçtir; yani herhangi bir konuda çok çaba sarf ediyor olmanız o alanda inovasyon yapabileceğinizi garantilemez! O sebeple inovasyon yaparak rekabet avantajı elde etmek riskli bir süreçtir".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Apple Watch ve Bankacılık Uygulamaları

Apple Watch'un tanıtımı henüz yapılmıştı ki, iki banka Apple Watch için uygulamalarının hazır olduğunu ilan etti bile. Henüz AppStore'da indirilmeye sunulmamış olsa da, ilan eden ilk iki banka olarak Yapı Kredi ve TEB'i sayabiliriz. Telefon Bankacılığı, İnternet Bankacılığı, Mobil Bankacılık, Facebook Bankacılığı, Akıllı Televizyon Bankacılığı'nın ardından, her çıkan yeni teknolojik ürünün entegre edildiği ilk sektörlerden biri olan bankacılık sektörü, Apple Watch'a da entegre olacak gibi duruyor. Gerçi şu an için kısıtlı sayıda operasyona izin veriyor olsa da, akıllı saat bankacılığının geleceği parlak gibi. Kullanıcılarını, telefonlarını ceplerinden çıkarmak zorunda bırakmayacak olan bildirimler, para transferi emirleri, anlık hisse senedi değerleri vb. banka müşterilerinin hayatını kolaylaştıracak uygulamalar yaygınlaştıkça bankacılığın seyri tamamen değişeceğe benziyor.

PAF Takımı : Kendini Her Zaman Genç Hisseden Bir Ekibin İş Hayatındaki Tecrübeleri

PAF Takımı farklı ekiplerde liderlik yapan 6 arkadaşın kurduğu bir ekiptir. Öğle yemek aralarında beraber olan ekip, sanal ortamda da bir araya gelerek aralarında sıkı bir bağ oluşturmuş, çoğu zaman geyiğe sarsa da, kimi zaman iş dünyası hakkında kimi zaman siyasette ateşli tartışmalar yaşamışlardır. Ortalama 10 yıllık bir tecrübeye sahip olan bu dinamik ekibin enerjisini bir yerde toplamak için fikirler ortaya atılmış ve nihayetinde bir blog açarak iş dünyası hakkında yazılar yazmaya karar vermişlerdir. Grubun ismi en güçlü oldukları konular olan proje, analiz ve finansın baş harflerinin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş ve "İş dünyasının yardımcı kuvveti" sloganı ile de kendilerine bir vizyon çizmişlerdir. Amaçları amatör ruhlarını kaybetmeden bir takım olarak tecrübelerini gelecek nesillere aktarmaktır.  Fatih Yıldız Hilmi İltar Emre Cavlı Ömer Kaya Rıdvan Hekim Cumhur Salih

GAP Analizi Nasıl Yapılmaz? - 1

Bu yazımda, belki de çok uzarsa bundan sonraki birkaç yazımda, GAP Analizinin nasıl yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalışacağım. Öncelikle GAP Analizi nedir kısaca anlatayım. GAP analizi, diğer adıyla FARK analizi, iki sistem arasındaki farklılıkları ortaya koymak için yapılan bir dizi çalışmadır. Örnek vermek gerekirse, şirketiniz bir paket program kullanıyor ve sistemin şirketiniz için artık yeterli olmadığına karar veriliyor. Uzun firma araştırmaları, PoC’ ler, demolar, teknik değerlendirmeler, fiyat teklifleri vs. sonunda bir tedarikçinin sistemi üzerinde karar kılınıyor. Bitti sanıyorsunuz ama her şey yeni başlıyor. Yaptığınız o PoC’ ler, Demo’ larla aday paketi tanıdığınızı mı sandınız? Tabi ki hayır.