Hepimizin yıllardır takip ettiği üzere, internetin dünya üzerinde yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte, tüm sektörler insanlara ulaşmanın bu yeni yolunu hızla keşfedip, ürün ve hizmetlerini internet üzerinden sunmaya başlamışlardı. Ve bununla da kalmayıp, internetin yayıldığı tüm cihaz ve donanımlar da sektörler için atılım yapılacak yeni alanlar haline geldi. Her yeni çıkan ürünün sektörel bir yansımasının olması da bundan kaynaklanıyor diyebiliriz. Hatta belki daha da ileri gidip, sektörel bir yansıması olmayan teknolojik ürünlerin piyasadaki varlıklarını uzun süre devam ettiremeyeceğini bile söyleyebiliriz.
Peki, son zamanlarda yıldızı parlatılmaya çalışılan sanal gerçeklik gözlükleri, piyasanın neresine konumlanacak?
Giyilebilir teknolojilerin bebek adımlarının atıldığı bir dönemden geçiyoruz. Giyilebilir bilgisayarlar, akıllı saatler, akıllı gözlükler ve yeni yeni filizlenen sanal gerçeklik gözlükleri interneti ve bilgisayar deneyimini şimdiye kadar hiç olmadığı bir yere doğru taşımaya hazırlanıyor. Oyun ve eğlence sektörünün sanal gerçeklik gözlüklerini öz evladı gibi sahipleneceği aşikâr. Peki bu ürünler sadece oyun ve eğlence sektöründe mi kullanılacak?
Farklı sektörlerin inovatif bakış açısı sürdükçe, her yeni teknolojik gelişme farklı sektörlerde kendisine bir yer bulabilir. Hatta sektör ihtiyaçlarına göre teknolojik gelişmelerin çeşitlenmesi sağlıklı bir reel sektör-teknoloji bağının bir göstergesidir.
Örneğin, reklam sektörü yine -her alanda olduğu gibi- bu alanda da yer almasını bilecektir. Sanal gerçeklik videoları ile hazırlanmış, konvansiyonel ya da viral reklam filmleri belki bir otomobil firması için sizi otomobilin içindeymiş gibi hissettirecek, belki de bir restoranın ortamını size gösterip akşam yemeği rezervasyonunuzu alacak. Bu tip örnekleri reklam sektörü için çeşitlendirmek oldukça kolay. Peki bir market zinciri, sanal gerçeklik marketi yapabilir mi? Ya da bir banka, sanal gerçeklik şubesi yapabilir mi?
Düşünsenize, Oculus Rift uygulamanızı açtığınızda, sizi bir anda işlek bir caddenin ortasındaki bir banka şubesinin kapısına götürüyor ve gülümseyen bir güvenlik görevlisi açıyor size kapıyı. Sıramatikte sıra beklemeden istediğiniz gişe ya da müşteri temsilcisine doğru yaklaşıp taşıt kredisi almak istediğinizi söylüyorsunuz. Bu arada parmak izinizden ya da retinanızdan kim olduğunuz anlaşılmış ve hesap bilgileriniz ekrana getirilmiş bile. İşlerinizi bitirdiniz tam şubeden çıkmak üzereyken, eski bir arkadaşınızı görüyorsunuz, o da az önce şubedeymiş. Yandaki cafe’ye geçip biraz sohbet ediyor ve eski günleri yâd ediyorsunuz. Bu arada bakış açınızın sağ üst köşesinde eşinizden gelen kısa mesaj beliriyor; “Eve gelirken alışveriş yapmayı unutma, listeyi ekte gönderiyorum”.
“Galeri” butonu ile açılan galerinizden hızlı ve öfkeli bir Aston Martin seçiyorsunuz. Arkadaşınızla vedalaşıp, marketin yolunu tutuyorsunuz. Aracın iç donanımı tam da istediğiniz gibi, sesi inanılmaz. Ve normalde trafikten bunaldığınız bu caddelerde şu anda trafikten de eser yok hız sınırlarını aşmamanızı söyleyen uyarı levhalarından da. Marketin önünde durup içeri giriyorsunuz. Alış veriş listesi görüş açınızın sağ tarafında beliriyor. Market arabasını doldurup kasaya geliyorsunuz ve aldıklarınız için parmak izinizle ödemenizi yapıyorsunuz. Sonra yine arabanıza binip kendi tasarladığınız malikânenize doğru son sürat gidiyorsunuz. Üstelik ayaklarınızı uzattığınız koltuktan bile kalkmadan.
Uzak bir gelecek ya da bilim kurgu filmlerinden çıkmış gibi görünebilir. Ama zaten şu anda yaşadıklarımız da bundan 100 sene öncesi ile kıyasladığımızda bir bilim kurgu filmi gibi değil mi?

Yorumlar
Yorum Gönder
Merhaba, bu yazı hakkında bir şeyler söylemek istersen buraya yazabilirsin...